google translate
Turkish to English Turkish to French Turkish to German Turkish to Greek Turkish to Italian Turkish to Japanese Turkish to Russian Turkish to Spanish Turkish to Chinese

mesaj gönder

Parayı Sevmek

Yalanın her türlüsü kötüdür.

Amma ve lakin en itici olanı, kişinin kendisini “şirin” gösterme adına sıktığı palavralardır.

Hileli mal satmaya benzer.

Size anlatılan farklı bir üründür, paketi açtığınızda karşılaştığınız ise farklı bir ürün…

Güzel bir kadın, yakışıklı bir erkek gördüğünde aklı başından gider gitmesine…

Ama sohbet ederken “ben dış güzelliğe bakmam, benim için yegâne kıstas iç güzelliğidir.” der örneğin…

Misal, okuma eylemini terk edeli yıllar olmuştur ama sorduklarında “boş zamanlarımda hep kitap okurum” der.

Son derece kıskanç bir mizaca sahip olsa da “Kıskançlık mı haydi canım, kıskançlık çağdışıdır.” der mesela.

İnsanın kendisine samimiyetsizliğidir bu!


***


Bu samimiyetsizlik, maddiyat,  yani para söz konusu olduğunda da çok belirginleşir…

Tuhaf bir paradokstur, sorsanız kimse parayı sevmez.

Ama gelin görün, kimse parayı reddedemez.

Parayı sevdiğini itiraf etmeyi kendine yediremez.

Maaşına yapılan zammı reddeden birini duydunuz mu hiç?

Ya da kazandığı para ödülünü almak istemeyen?

Kendisine miras kalan bir serveti kabul etmeyen?


***


Para kavramına yaklaşımda hep bir önyargı hâkimdir.

Para hep kötü bir şey gibi algılanır, gösterilir, eleştirilir.

Özellikle arabesk kültürde, parayı kötüleyen birçok deyiş vardır…

“Para dediğin, el kiri…”

“Paranın gözü kör olsun…”

“Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık…”

Vs… Vs… Vs…

Paraya yönelik bu reaksiyon zenginliğe bir tepki halini de alır hatta.

“Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz” sözünde bir yargısız infaz yok mudur?

“Para, para, para” dediği için Napolyon’u çarmıha germesini biliriz de.

Napolyon’un bu sözü “bir savaşı kazanmak için ne gereklidir?” sorusuna yanıt olarak söylediğini bilmeyiz mesela.


***


Parayı sevmek neden toplumsal öğretide ayıplanan bir şeydir ki?

Nazım’ın “ne ölümden korkmak ayıp ne de düşünmek ölümü” yaklaşımındaki gibi ne parayı sevmek ayıp ne de parasız kalmaktan korkmak…

Önemli olan aslında parayı usunuzda nasıl konuşlandırdığınız.

Bu bağlamda, Paul Auster’ın yaklaşımı bence son derece akılcıdır, gerçekçidir.

Auster,  “Yalnızlığın Keşfi” isimli romanında vefat eden babasına dair düşüncelerini kaleme alır.

Büyük bir servet sahibi olmuş babasının paraya olan düşkünlüğünü anlatırken farklı bir mantık yürütür.

Babasına göre parası olmak bir şeyleri satın alabilmenin ötesinde bir anlam taşır.

Paranız varsa, dünya size bir şey yapamaz.

Yani para aslında insanın zevk alma duygusundan öte korunma duygusuyla ilintilidir.

Auster’a göre para mutluluğu satın almaz ama mutsuzluğu ortadan kaldırmaya çalışır.

Yani para bir iksir değil, bir panzehirdir aslında.


***


Fıkra bu ya, küçük bir kasabada, elbirliğiyle mütevazı bir kilise inşa etmiş köylüler.

Eserleriyle öyle gurur duymuşlar ki, “keşke kilisemizde ilk vaazı Papa verse”  diyerek hayallere dalmışlar.

Kilisenin rahibi ve kasabanın önde gelen isimleri Papa’nın huzuruna çıkmışlar, ricaları talep etmişler.

Papa “tamam” demiş ama eklemiş:  “Yüz bin dolarınızı alırım ama”

Heyettekiler şaşırmışlar, “hayır” da diyememişler.

“Tamam efendim, bekliyoruz” diyerek ayrılmışlar Vatikan’dan…

Köyde herkes elinde avucunda ne varsa satmış, parayı denkleştirmişler.

Büyük gün gelmiş çatmış.

Papa ilk vaazı vermek üzere şereflendirmiş kiliseyi.

Vaaz öncesi rahibin odasında dinlenen Papa “önce paramı alayım” demiş.

İyice hayretlere düşmüş köylüler,  yüz bin dolarlık çeki papaya takdim etmişler.

Papa koymuş çeki cebine, başlamış konuşmasını yapmaya…

Gerçekten de muhteşem bir vaaz olmuş, tüm cemaat hayran kalmış.

Ayinin ardından yemeğe geçilmiş.

Sormuş yemekte Papa : “Kiliseye yardım amaçlı bir dernek de kurdunuz mu?”

"Kurduk efendim"  demiş köylüler.

Papa cebindeki çeki uzatıp “Bu yüz bin doları derneğinize bağışlıyorum o zaman” demiş.

Şaşkınlıkları daha da artmış köylülerin.

Kilisenin rahibi kendini tutamamış:“Tamam da efendim, o zaman bu parayı bizden niye istediniz?”

Gülümsemiş Papa, “kardeşim” demiş; “insanın cebinde parası varsa, konuşması bile değişir”


***


Fıkra da olsa, verdiği mesaj son derece doğru.

Evet, tıpkı Auster’ın yaklaşımındaki gibi para bir güvencedir.

Harcamasa da, elini bile sürmese de, bir köşede parasının olduğunu bilmek insanın korunma gereksinimini tatmin eder.

Eskilerin “kefen parası” deyip hiç ellemedikleri para bu beklentinin bir ürünü değil midir?

Bir gün, ve gerektiğinde, paraya ihtiyaç duymama hissi.

Bir anlamda hayatın garantide olması.

Ya da öz güvence…

Picasso  "Çok parası olan fakir bir insan gibi yaşamak isterim." der...

"Paraya ihtiyaç duymama" beklentisinin farklı bir ifadesidir bu aslında...


***


“Para mutluluk getirmez” derler, katılmıyorum.

İnsanın mutluluk kavramını nasıl algıladığıyla bağlantılıdır.

Mutluluk dış etkenlerden çok, içsel erdemlerin ürünüdür.

Küçük şeylerle mutlu olabilmeyi başarabilen bir insan parası olduğunda daha da mutlu olabilir.

Amerikalı aktör Richard Ney’in söylediği gibi, para insanoğlunun altıncı duyusudur. O altıncı duyu diğer beş duyumuzu keyifle kullanmamızı sağlar…

Ekonomik özgürlüğün önemini yadsıyabilir misiniz? 

Çok parası olup da yardım etmenin, hayır işlemenin verdiği mutluluk gibisi var mıdır mesela?

Doyumsuzsa insan,  mutlululuğu veya mutsuzluğu paradan bağımsızdır...
Hiç parası yokken de mutsuzluk duyar,  cüzdanı, cebi, kasası parayla dolup taşsa da...

***


Sorun kavramlarda değil insandadır.

İnsanın neyi ne amaçla istediği ve nasıl kullandığıdır önemli olan…

Hırsı da eleştiririz, ama hırs olmadan başarı gelmez.

Kanaatkâr olmamayı da eleştiririz ama daha iyisini istemezsek yerimizde sayarız.

Para söz konusu olduğunda da aynı durum geçerlidir aslında.

”Bilge bir kişi parayı kafasının içinde tutmalı, kalbinde değil” der İrlandalı şair Jonathan Swift.

Gerçekten de insanın turnusolüdür para.

Parayı nasıl harcadığı insanın görgüsünü, olgunluğunu gösterir.

Parayı niçin istediği de…

Ve nasıl ulaştığı da paraya...


***


Para her şey değildir, kabul.

Ama yine de para “bir şey”dir…

Ve önemli bir şeydir!

Kabul edin veya etmeyin…

İtiraf etme cesaretini gösterin ya da göstermeyin…



YORUMLAR
Lütfen sitede yapacağınız yorumların hakaret, aşağılama vs. gibi unsurlar içermemesine özen gösteriniz. Bu tarz yorumlar kesinlikle aktive edilmeyecektir. Teşekkürler...